Fedakar Annenin Kurtarıcı Meleği

50 yaşındaki Hörmet Tatlısu, yaklaşık 6 yıldır karaciğer yetmezliği ile mücadele ediyordu. İlk olarak kızına hamileyken “sarılık” olduğunu öğrenen Tatlısu, siroza çeviren hastalığının tedavisini sürekli erteledi. 22 yaşındaki Derya Melek, kendisine hamileyken bu hastalığa yakalanan annesine yıllar sonra karaciğerini vererek onu hayata döndürdü.

Karaciğer Nakli Olan Hörmet Tatlısu

“Hastalığımı önemsememem hayatıma mal oluyordu”

İki kız bir erkek çocuk annesiyim. İkinci kızım Derya’ya hamileyken sarılık olduğum ortaya çıkmıştı. Sarılık babam ve kardeşlerimde de vardı. Babam da 15 yıl önce karaciğer kanseri sebebiyle vefat etti. Yaşadığım kötü günler ve boşanma süreci sebebiyle hep hastalığımı erteledim. Tedavi ile ilgili bir adım atmadım. Çünkü kendime uygun olan işlerde çalışmaya başlayarak çocuklarıma bakıp evimi geçindiriyordum.

“Bacaklarımı kanatana kadar kaşıyordum”

2006 yılında iyice kendini göstermeye başlayan hastalığım dış dünya ile ilişkimin kesilmesine neden oldu. Halsizliğim günden güne artmıştı, nerdeyse yolda yürüyemez hale gelmiştim. Bacaklarım inanılmaz derecede kaşınıyordu. Kaşınan yerleri ancak kanatınca rahat ediyordum. Dışarı çıkıp bir dakika yürümeye çalışsam daha sonra durup beş dakika dinlenirdim. Bu şikayetler üzerine gittiğim bir hastanede “kansızlık” tanısı koydular ve buna yönelik bir tedavi uygulandı. Bu durum hastalığımın tedavisinde daha da geç kalınmasına neden oldu. Sonradan farklı doktorlara başvurdum. Prof. Dr. Yalçın Polat ile tanıştıktan sonra tüm tetkikler sonucu karaciğer yetmezliği tanısı konuldu ve nakle karar verildi.

“Önce ben kızıma hayat verdim sonra o bana can oldu”

“Kızım benim canımdan bir parça. 3 çocuğumu da tek başıma büyüttüm, bugünlere getirdim. Derya hastalığımı öğrendiği andan itibaren hep “ Anneciğim sana ben karaciğer vereceğim” diyordu. “Ya o da bana karaciğerini verdikten sonra hastalanırsa ve ona bir şey olursa” diye düşünüp çok korktum. Ama beni yaşama döndürmek için öyle hevesliydi ki; onu kıramadım. Bir anne için evladının bir parçası ile yaşamak dünyanın en özel duygularından biriymiş.

“Aynaya baktığımda gözlerimde sarı renk yerine beyazı görmek beni çok mutlu ediyor”

Nakil sonrası kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Çevremdeki dostlarım göz bebeklerime renk geldiğini söylüyorlar. Bu beni çok mutlu ediyor. Çocuklarımın hepsine tekrar Hepatit B aşısı yaptırdım. Artık çocuklarımla gezmek için planlar yapıyoruz. İnşallah bundan sonra sağlıklı günler yaşayacağız ve Türkiye’yi dolaşacağız.

Annesine karaciğerini bağışlayan Derya Melek

“Annemi sağlığına kavuşturmanın huzuru her şeye değer”

Bundan 6 sene önce yaşadıklarım en kötü günlerdir. Ben bu kötü bugünler ile büyüdüm. Arkadaşlarım anneleriyle gezerken ben annemi yorgun hasta görüyordum. Bize yemek bile yapamıyordu. Annemin sağlığına kavuşması için elimden geleni yapmak istiyordum. Hiç korkmadan gerekli testleri yaptırdım. Ablam da anneme karaciğerini vermek istiyordu ama benim karaciğerim uyum sağlayınca gerçekten çok sevindim. Çünkü ben hep anneme hastalık sürecinde karaciğerimi vereceğimi söylüyordum. Tek düşündüğüm annemin iyileşmesiydi. Anneme verebileceğim en güzel hediye ona sağlığını kazandırmak olurdu.

Canlıdan canlıya karaciğer naklini gerçekleştiren Prof. Dr. Yalçın Polat: “Hastalık yaşamı tehdit eder hale gelmişti”

Kilo kaybı, sarılık, sıvı toplaması, karında şişlik, halsizlik ile bize başvuran Hörmet Tatlısu’ya son dönem karaciğer yetmezliği tanısını koyduk. Çünkü Hepatit B’si kronikleşmişti. Yaşadığı yoğun kaşıntılarının sebebi ise “kolestaz” denilen yani; karaciğerin yeterince safra yapamaması ve buna bağlı olarak deri altında “bilirubin” maddesinin birikmesiydi. Hastamızın genel durumuna baktığımızda sağlığına kavuşmasını sadece nakil sağlayabilirdi. Kadavradan nakiller için ise bağış yetersizliğinden dolayı çok beklendiğini maalesef biliyoruz. Bunun için iki kızına yaptığımız tetkikler ile Derya’nın karaciğerinin uyumlu olduğunu gördük ve sağ yarısını alarak nakli gerçekleştirdik. Bu nakilde sadece bir ünite kan kullandık. Şu an Hörmet Hanım’ın karaciğer fonksiyonları gayet normal. Kısa süre içinde normal yaşantısına geri döndü.

“Her yeni doğan Hepatit B aşısı olmalı”

Organ nakilleri hastalıklar sebebi ile ölümü bekleyen insanlara nakil bir umut oluyor. Bunun için organ bağışlarına ülkemizde daha çok önem vermeliyiz. Aşılar konusunda da bilinçli olmamız, hastalıklara karşı mücadelemizde en önemli yere sahiptir. Çünkü Hepatit B aşısının koruyuculuğu %95’lerin üzerindedir. Her yeni doğan mutlaka Hepatit B aşısı olmalıdır. 5 yıl sonra kontrol edilmeli gerekirse aşı tekrarlanmalıdır.

 
ORGAN NAKLİ HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

  • Organ nakli sadece canlı vericiden diğer bir canlıya yapılır
  • Bitkisel hayata girmiş bir kişinin organları alınabilir
  • Karaciğer naklinde canlı verici olamaz; çünkü tümü alınır
  • Kan grubu uyumsuz ise organ nakli gerçekleşemez
  • Organ nakli ameliyatları ağır ve kalıcı izler bırakır
  • Böbreğimin tekini verirsem ben yarım insan olurum
  • Sadece 1. derece akrabalar organ bağışı yapabilir
  • Organ naklini her hastane ve her cerrah yapabilir
  • Yaşlıyım benim organlarım işe yaramaz
  • Kronik böbrek yetmezliği olan her hastaya böbrek nakli olur
  • Organ bağışını yapan aile organın kime verileceğine karar verir
  • Kadavradan alınan organ nakli ameliyatında kadavra parçalanır
  • Aynı yaş grupları arasında organ nakli gerçekleşebilir
Organ nakli, canlıdan canlıya ve kadavradan canlıya yapılan bir operasyondur. Kalp nakli dışında önemli bir kısmı canlıdan canlıya yapılmaktadır. Karaciğer ve böbrek nakilleri kadavradan alınarak hastaya nakledilerek gerçekleştirilebilmektedir.
Bitkisel hayata girmiş bir kişiden organ alınamaz. Bitkisel hayat ile beyin ölümü arasındaki farkı ayırmak gerekir. Kişinin kadavra sayılabilmesi için beyin fonksiyonlarının tamamen kaybolması gerekir. Kısacası beyin ölümü gerçekleşmiş olmalıdır. Bitkisel hayatta ise beynin bazı fonksiyonları devam ettiğinden yaşıyor sayılır ve organları alınamaz.
Karaciğer naklinde vericinin tüm karaciğeri alınmaz. Uygun görülen parça alınarak nakil gerçekleştirilir. Donör olan kişilerde karaciğer, 6 ya da 8 hafta gibi bir süre içerisinde eski boyutuna ulaşmaktadır. Aynı şekilde nakledilen karaciğer de 2 hafta gibi süre içerisinde kendisini büyüterek eski boyutuna ulaşmaktadır.
Kan grubu uyumsuz olanlarda da nakil yapılabilir. Alıcının özellikle böbrek nakli açısından diyalize giremeyecek duruma gelmiş olması, Acil Fon’dan uygun kan gruplu organ bulunamadığı durumlarda kan grubu uyumsuz nakiller yapılabilmektedir.
Organ nakli ameliyatları önemli ve ince ameliyatlardır; ancak gelişen modern cerrahi teknoloji ve teknikleri ile tamamen güvenli ve kanamasız gerçekleşebilmektedir. Örneğin Laporoskopik donör ameliyatları (kapalı ameliyatlar) ile insanlar 1 hafta ya da 10 gün sonra normal hayatlarına devam eder; günlük yaşamları açısından bedensel bir engelleri asla olmaz.
Böbrek ve diğer nakillerde canlı verici olanlar çok detaylı araştırmalara tabi tutulur. Donör olan kişinin tüm hayati fonksiyonlarının sağlam olması gerekir. Kişiye ek bir risk getirmeyeceğine emin olduktan sonra nakil yapılır. Organ nakli yapılmadan önce her 2 böbreğin de sağlıklı olduğunun ve geriye kalan tek böbreğin canlı vericiye yeteceğinin tespiti ile nakil gerçekleştirilir. Bu durumda canlı verici tek böbrekle hayatının sonuna kadar sağlıklı yaşayabilir.
Sağlık Bakanlığının yönetmeliği gereğince 4. dereceye kadar akrabalar arası nakiller olabilir. Bölgesel Etik Kurullarından alınan onay ile akraba dışı organ nakli de söz konusu olabilmektedir. Organ nakilleri açısından çapraz nakil olarak adlandırılan donör değişimleri de yine yasal çerçeve içerisinde gerçekleşebilmektedir.
Organ naklini her hastane ve her cerrah yapamaz. Teknik ve teknolojik alt yapı gerekliliğinin sağlanması, organ nakli merkezinin sorumlusu olacak kişinin o konuda yeterli olması gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Bilim Kurulları hastane, merkez sorumlusu ve ekibini bu çerçevede denetimden geçirir ve onay alındıktan sonra nakiller yapılmaya başlanmaktadır.
Yaşa bağlı olarak organın sağlam olup olmadığı belirlenemez. Beyin ölümü olan kişinin organ fonksiyonları değerlendirilir daha sonra risk faktörlerine bağlı olarak organlar kullanılabilir.
Böbrek ve diğer nakillerde canlı verici olanlar çok detaylı araştırmalara tabi tutulur. Donör olan kişinin tüm hayati fonksiyonlarının sağlam olması gerekir. Kişiye ek bir risk getirmeyeceğine emin olduktan sonra nakil yapılır. Organ nakli yapılmadan önce her 2 böbreğin de sağlıklı olduğunun ve geriye kalan tek böbreğin canlı vericiye yeteceğinin tespiti ile nakil gerçekleştirilir. Bu durumda canlı verici tek böbrekle hayatının sonuna kadar sağlıklı yaşayabilir.
Organ bağışı yapan 1. derece yakınlar organın kime verileceğine dair bir karar yetkisine sahip değildir hatta kime verileceğini de bilmezler. Bağışlanan organın kime verileceğini Sağlık Bakanlığına bağlı Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Merkezi puanlama sistemiyle adil bir şekilde belirler.
Kadavradan alınan organ nakillerinde de yapılan ameliyat tamamen teknik bir ameliyattır. Sadece ince bir ameliyat izi görülür. Bedenin tamamen parçalanması asla söz konusu değildir.
Bebeğe nakledilecek bir organın yine bebekten alınması gibi bir kural yoktur. Uygun boyutta bir organ olması durumunda bir yetişkinin organı bebeğe nakledilebilir. Örneğin; anneler çocukları için verici olabilir.