Ünlüler “Hayat Ver”mek İçin Bir Araya Geldi

Türkiye’de binlerce kişi, kronik organ yetmezliği nedeniyle “organ” bekliyor. Organ bağışının istenilen düzeye olmaması nedeniyle; kimileri bu bekleyiş sırasında hayatını kaybediyor ya da sağlıklı olan yakınlarından alınan organlarla hayata tutunuyor.

Prof. Dr. Yalçın Polat başkanlığındaki Organ Nakilleri Bilinçlendirme ve Geliştirme Derneği tarafından gerçekleştirilen ve “Her Bağış, Yeni Bir Hayattır” sloganından yola çıkılan “Hayat Ver” sosyal sorumluluk projesi, Türkiye’nin ünlü isimlerini bir araya getirdi.

Amaç organ bağışının önemine dikkat çekmek

27 Şubat 2013 Çarşamba günü The Ritz-Carlton Otel’de kamuoyu ile paylaşılan ve Memorial Sağlık Grubu’nun katkılarıyla gerçekleştirilen “Hayat Ver” projesi kapsamında ünlü isimler, organ nakli bekleyen ve organ nakli olmuş bir hastanın hayat ve ölüm arasındaki ince çizgide yaşadıklarını aynı karede çarpıcı şekilde canlandırıyor. Fotoğraflarda ayrıca mesajlarla organ bağışının önemine dikkat çekiliyor.

Ünlüler “Hayat Ver”di

“Hayat Ver” sosyal sorumluluk projesinde; Ahu Sungur, Aslı Tandoğan, Bengü, Çolpan İlhan, Derya Büyükuncu, Evrim Solmaz, Gökhan Türkmen, Hülya Koçyiğit, İlker İnanoğlu, İsmail Hacıoğlu, Keremcem, Merve Sevi, Murat Başoğlu, Mustafa Ceceli, Naz Elmas, Niran Ünsal, Oya Aydoğan, Rasim Öztekin, Selda Alkor, Sema Keçik, Yeşim Ceren Bozoğlu, Yetkin Dikinciler, Yıldız Kenter, Zeynep Beşerler, Zeyno Günenç fotoğrafları ve mesajları ile yer aldı.

Organ Bağışı Konusunda Bilinçlenmeye İhtiyacımız Var

Türkiye’de organ bağışının istenilen düzeye ulaşmaması ve toplumda yeterli duyarlılığın oluşmamasında bilgi eksikliği ve önyargıların önemli rol oynadığını belirten Prof. Dr. Yalçın Polat, “Organ bağışı konusunda yeterli ve doğru bilginin aktarılması çok önemli. Ülkemizde kadavradan nakillere göre canlıdan canlıya gerçekleştirilen nakil operasyonları daha sık yapılıyor. Organ bağışının az olması bunun en önemli nedeni. Batılı ülkelerle aynı seviyeye gelmek için Türkiye’de bir yılda 2000 - 3000 arasında kadavra donör bağışının olması gerekiyor. Bu rakam günümüzde yalnızca 300- 400 ile sınırlı. Yani bu şartlar altında 10 kat daha fazla bağışa ihtiyacımız var. Avrupa ülkelerinde organ nakillerinin yüzde 80’i kadavra, yüzde 20’si canlı kaynaklıyken; Türkiye'de ise yeterli organ bağışı olmadığı için nakillerin yüzde 75‘i canlı, yüzde 25’si kadavradan yapılıyor” diye konuştu.

Fotoğraf Galerisi

Video Galerisi

Yazılı Basın Haberleri

 
ORGAN NAKLİ HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

  • Organ nakli sadece canlı vericiden diğer bir canlıya yapılır
  • Bitkisel hayata girmiş bir kişinin organları alınabilir
  • Karaciğer naklinde canlı verici olamaz; çünkü tümü alınır
  • Kan grubu uyumsuz ise organ nakli gerçekleşemez
  • Organ nakli ameliyatları ağır ve kalıcı izler bırakır
  • Böbreğimin tekini verirsem ben yarım insan olurum
  • Sadece 1. derece akrabalar organ bağışı yapabilir
  • Organ naklini her hastane ve her cerrah yapabilir
  • Yaşlıyım benim organlarım işe yaramaz
  • Kronik böbrek yetmezliği olan her hastaya böbrek nakli olur
  • Organ bağışını yapan aile organın kime verileceğine karar verir
  • Kadavradan alınan organ nakli ameliyatında kadavra parçalanır
  • Aynı yaş grupları arasında organ nakli gerçekleşebilir
Organ nakli, canlıdan canlıya ve kadavradan canlıya yapılan bir operasyondur. Kalp nakli dışında önemli bir kısmı canlıdan canlıya yapılmaktadır. Karaciğer ve böbrek nakilleri kadavradan alınarak hastaya nakledilerek gerçekleştirilebilmektedir.
Bitkisel hayata girmiş bir kişiden organ alınamaz. Bitkisel hayat ile beyin ölümü arasındaki farkı ayırmak gerekir. Kişinin kadavra sayılabilmesi için beyin fonksiyonlarının tamamen kaybolması gerekir. Kısacası beyin ölümü gerçekleşmiş olmalıdır. Bitkisel hayatta ise beynin bazı fonksiyonları devam ettiğinden yaşıyor sayılır ve organları alınamaz.
Karaciğer naklinde vericinin tüm karaciğeri alınmaz. Uygun görülen parça alınarak nakil gerçekleştirilir. Donör olan kişilerde karaciğer, 6 ya da 8 hafta gibi bir süre içerisinde eski boyutuna ulaşmaktadır. Aynı şekilde nakledilen karaciğer de 2 hafta gibi süre içerisinde kendisini büyüterek eski boyutuna ulaşmaktadır.
Kan grubu uyumsuz olanlarda da nakil yapılabilir. Alıcının özellikle böbrek nakli açısından diyalize giremeyecek duruma gelmiş olması, Acil Fon’dan uygun kan gruplu organ bulunamadığı durumlarda kan grubu uyumsuz nakiller yapılabilmektedir.
Organ nakli ameliyatları önemli ve ince ameliyatlardır; ancak gelişen modern cerrahi teknoloji ve teknikleri ile tamamen güvenli ve kanamasız gerçekleşebilmektedir. Örneğin Laporoskopik donör ameliyatları (kapalı ameliyatlar) ile insanlar 1 hafta ya da 10 gün sonra normal hayatlarına devam eder; günlük yaşamları açısından bedensel bir engelleri asla olmaz.
Böbrek ve diğer nakillerde canlı verici olanlar çok detaylı araştırmalara tabi tutulur. Donör olan kişinin tüm hayati fonksiyonlarının sağlam olması gerekir. Kişiye ek bir risk getirmeyeceğine emin olduktan sonra nakil yapılır. Organ nakli yapılmadan önce her 2 böbreğin de sağlıklı olduğunun ve geriye kalan tek böbreğin canlı vericiye yeteceğinin tespiti ile nakil gerçekleştirilir. Bu durumda canlı verici tek böbrekle hayatının sonuna kadar sağlıklı yaşayabilir.
Sağlık Bakanlığının yönetmeliği gereğince 4. dereceye kadar akrabalar arası nakiller olabilir. Bölgesel Etik Kurullarından alınan onay ile akraba dışı organ nakli de söz konusu olabilmektedir. Organ nakilleri açısından çapraz nakil olarak adlandırılan donör değişimleri de yine yasal çerçeve içerisinde gerçekleşebilmektedir.
Organ naklini her hastane ve her cerrah yapamaz. Teknik ve teknolojik alt yapı gerekliliğinin sağlanması, organ nakli merkezinin sorumlusu olacak kişinin o konuda yeterli olması gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Bilim Kurulları hastane, merkez sorumlusu ve ekibini bu çerçevede denetimden geçirir ve onay alındıktan sonra nakiller yapılmaya başlanmaktadır.
Yaşa bağlı olarak organın sağlam olup olmadığı belirlenemez. Beyin ölümü olan kişinin organ fonksiyonları değerlendirilir daha sonra risk faktörlerine bağlı olarak organlar kullanılabilir.
Böbrek ve diğer nakillerde canlı verici olanlar çok detaylı araştırmalara tabi tutulur. Donör olan kişinin tüm hayati fonksiyonlarının sağlam olması gerekir. Kişiye ek bir risk getirmeyeceğine emin olduktan sonra nakil yapılır. Organ nakli yapılmadan önce her 2 böbreğin de sağlıklı olduğunun ve geriye kalan tek böbreğin canlı vericiye yeteceğinin tespiti ile nakil gerçekleştirilir. Bu durumda canlı verici tek böbrekle hayatının sonuna kadar sağlıklı yaşayabilir.
Organ bağışı yapan 1. derece yakınlar organın kime verileceğine dair bir karar yetkisine sahip değildir hatta kime verileceğini de bilmezler. Bağışlanan organın kime verileceğini Sağlık Bakanlığına bağlı Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Merkezi puanlama sistemiyle adil bir şekilde belirler.
Kadavradan alınan organ nakillerinde de yapılan ameliyat tamamen teknik bir ameliyattır. Sadece ince bir ameliyat izi görülür. Bedenin tamamen parçalanması asla söz konusu değildir.
Bebeğe nakledilecek bir organın yine bebekten alınması gibi bir kural yoktur. Uygun boyutta bir organ olması durumunda bir yetişkinin organı bebeğe nakledilebilir. Örneğin; anneler çocukları için verici olabilir.