Kansız Karaciğer Nakli Riskleri Azaltıyor

Son 15 yılda organ nakli, kanser cerrahisi ve diğer cerrahi operasyon süreçlerinde yapılan kan transfüzyonu yani naklinin hastaların iyileşmesine olumsuz etkilere neden olduğu kanıtlanmış bir gerçektir. Özellikle organ nakillerinde hastaların fizyolojisine çok dikkat edilmelidir. Ne kadar çok kan kullanılırsa hastaların metabolizması o kadar bozulur, ameliyat sonrası iyileşme süreci gecikir. Morbidite ve mortalitesi artar. Bu sebeple ameliyatlarda kanama da minimale indirilmelidir. Çünkü her kan alımı hasta için bir travma anlamına gelir.

Yoğun bakımda sadece bir gün kalınıyor

Karaciğer nakillerinde az kan kullanmak hastaların yoğun bakımda 1 ya da en fazla 2 gün kalmasına, kısa sürede taburcu olmasına katkıda bulunmaktadır. Ne kadar az kan kullanılırsa hastada bir komplikasyon oluşma riski o kadar az olur. Özellikle karaciğer yetmezliği durumunda yapılan karaciğer naklinde zaten mevcut olan hemostaz bozukluğu çok daha komplike hale gelebilir. Hastalarda düzeltilmeyen kanama bozukluklarına neden olabilir. Karaciğer nakli merkezimizde gerçekleştirdiğimiz nakillerde kansızlığı (anemi) olan hastalara ameliyatın başlangıç döneminde kan kullanıyoruz.

Karaciğer yetmezliği hastaları kanamaya eğilimlidir

Karaciğer nakli, tüm cerrahi işlemler içerisinde en çok kan kullanılan ameliyatlardandır. En kanlı olarak yapılan operasyonlardan biridir diyebiliriz. Son dönem karaciğer yetmezliği olan hastalarda hemostaz birçok nedenle bozuktur. Bunlar arasında trombosit salgıların düşüklüğü, pıhtılaşma faktör (protrombin) bozukluğunun nedenleri sayılabilir. Bu hastalar küçük cerrahi müdahaleler sırasında bile aşırı kanamalara maruz kalabilirler. Bu hastalara ancak özel tedbirlerle cerrahi işlemler yapılabilir.

Kullanılan kan oranı oldukça düşük

Son bir yıl içerisinde yaptığımız karaciğer nakillerinde 17 hastamıza hiç kan transfüzyonu yapmadık. Geri kalan hastalarımıza da kan kullanma oranımız hasta başına 2.3 ünitedir ki bu hastalar arasında ameliyat öncesi kansızlığı olan hastalar da dahildir. Hastalarımızın ameliyat öncesi MELD skoru (hastalığın derecesini belirleyen oran) ortalama 19’du. Dünya standartlarına baktığımızda böyle bir hasta grubunda ortalama kan kullanımı 5-10 ünitedir.

Az kan kullanmamız tesadüf değil

Burada önemli olan cerrahi teknik ve anestezi monitorizasyondur; yani hastanın ameliyat sırasında cerrahi ekiple anestezi ekibinin uyumlu bir şekilde çalışmasıdır. Ameliyat sırasında isten­meyen sorunların belirlenmesi ve de­ğerlendirilmesi amacıyla hastanın fiz­yolojik parametrelerinin izlenmesi ve gözlenmesi gerekir. Kullandığımız cerrahi tekniğimiz önemli. Karaciğeri çıkarabilmek için anatomik yapıyı çok iyi kullanıyoruz. Kanayabilecek olan alanlara girmiyoruz. Ameliyatı olabildiğince basit bir hale getirecek teknikleri kullanıyoruz. Az kan kullanıyor olmamız asla bir tesadüf değil; bunu özel tekniğimiz ile sağlıyoruz.

Karaciğer nakli standardize edilmeli

Karaciğer naklinde her aşama çok iyi standardize edilmiş olmalıdır. Ameliyat tekniği her vaka için çok fazla gerekmedikçe farklı farklı uygulanmamalıdır. Biz, hastaya hayati açıdan risk yaratmayan basit teknikler ile organ naklini sağlıyoruz. Normal anatomiye sadık kalmaya çalışıyoruz. Alternatif teknikleri kullanmıyoruz. Bu şekilde karaciğer nakillerimizden sonra tekrar operasyon gerektiren “re- eksplorasyon” denilen oranlarımız da oldukça düşük oluyor. Bugüne kadar toplam 7 hastada re- eksplorasyon uyguladık.

12.05.2015

 
ORGAN NAKLİ HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

  • Organ nakli sadece canlı vericiden diğer bir canlıya yapılır
  • Bitkisel hayata girmiş bir kişinin organları alınabilir
  • Karaciğer naklinde canlı verici olamaz; çünkü tümü alınır
  • Kan grubu uyumsuz ise organ nakli gerçekleşemez
  • Organ nakli ameliyatları ağır ve kalıcı izler bırakır
  • Böbreğimin tekini verirsem ben yarım insan olurum
  • Sadece 1. derece akrabalar organ bağışı yapabilir
  • Organ naklini her hastane ve her cerrah yapabilir
  • Yaşlıyım benim organlarım işe yaramaz
  • Kronik böbrek yetmezliği olan her hastaya böbrek nakli olur
  • Organ bağışını yapan aile organın kime verileceğine karar verir
  • Kadavradan alınan organ nakli ameliyatında kadavra parçalanır
  • Aynı yaş grupları arasında organ nakli gerçekleşebilir
Organ nakli, canlıdan canlıya ve kadavradan canlıya yapılan bir operasyondur. Kalp nakli dışında önemli bir kısmı canlıdan canlıya yapılmaktadır. Karaciğer ve böbrek nakilleri kadavradan alınarak hastaya nakledilerek gerçekleştirilebilmektedir.
Bitkisel hayata girmiş bir kişiden organ alınamaz. Bitkisel hayat ile beyin ölümü arasındaki farkı ayırmak gerekir. Kişinin kadavra sayılabilmesi için beyin fonksiyonlarının tamamen kaybolması gerekir. Kısacası beyin ölümü gerçekleşmiş olmalıdır. Bitkisel hayatta ise beynin bazı fonksiyonları devam ettiğinden yaşıyor sayılır ve organları alınamaz.
Karaciğer naklinde vericinin tüm karaciğeri alınmaz. Uygun görülen parça alınarak nakil gerçekleştirilir. Donör olan kişilerde karaciğer, 6 ya da 8 hafta gibi bir süre içerisinde eski boyutuna ulaşmaktadır. Aynı şekilde nakledilen karaciğer de 2 hafta gibi süre içerisinde kendisini büyüterek eski boyutuna ulaşmaktadır.
Kan grubu uyumsuz olanlarda da nakil yapılabilir. Alıcının özellikle böbrek nakli açısından diyalize giremeyecek duruma gelmiş olması, Acil Fon’dan uygun kan gruplu organ bulunamadığı durumlarda kan grubu uyumsuz nakiller yapılabilmektedir.
Organ nakli ameliyatları önemli ve ince ameliyatlardır; ancak gelişen modern cerrahi teknoloji ve teknikleri ile tamamen güvenli ve kanamasız gerçekleşebilmektedir. Örneğin Laporoskopik donör ameliyatları (kapalı ameliyatlar) ile insanlar 1 hafta ya da 10 gün sonra normal hayatlarına devam eder; günlük yaşamları açısından bedensel bir engelleri asla olmaz.
Böbrek ve diğer nakillerde canlı verici olanlar çok detaylı araştırmalara tabi tutulur. Donör olan kişinin tüm hayati fonksiyonlarının sağlam olması gerekir. Kişiye ek bir risk getirmeyeceğine emin olduktan sonra nakil yapılır. Organ nakli yapılmadan önce her 2 böbreğin de sağlıklı olduğunun ve geriye kalan tek böbreğin canlı vericiye yeteceğinin tespiti ile nakil gerçekleştirilir. Bu durumda canlı verici tek böbrekle hayatının sonuna kadar sağlıklı yaşayabilir.
Sağlık Bakanlığının yönetmeliği gereğince 4. dereceye kadar akrabalar arası nakiller olabilir. Bölgesel Etik Kurullarından alınan onay ile akraba dışı organ nakli de söz konusu olabilmektedir. Organ nakilleri açısından çapraz nakil olarak adlandırılan donör değişimleri de yine yasal çerçeve içerisinde gerçekleşebilmektedir.
Organ naklini her hastane ve her cerrah yapamaz. Teknik ve teknolojik alt yapı gerekliliğinin sağlanması, organ nakli merkezinin sorumlusu olacak kişinin o konuda yeterli olması gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Bilim Kurulları hastane, merkez sorumlusu ve ekibini bu çerçevede denetimden geçirir ve onay alındıktan sonra nakiller yapılmaya başlanmaktadır.
Yaşa bağlı olarak organın sağlam olup olmadığı belirlenemez. Beyin ölümü olan kişinin organ fonksiyonları değerlendirilir daha sonra risk faktörlerine bağlı olarak organlar kullanılabilir.
Böbrek ve diğer nakillerde canlı verici olanlar çok detaylı araştırmalara tabi tutulur. Donör olan kişinin tüm hayati fonksiyonlarının sağlam olması gerekir. Kişiye ek bir risk getirmeyeceğine emin olduktan sonra nakil yapılır. Organ nakli yapılmadan önce her 2 böbreğin de sağlıklı olduğunun ve geriye kalan tek böbreğin canlı vericiye yeteceğinin tespiti ile nakil gerçekleştirilir. Bu durumda canlı verici tek böbrekle hayatının sonuna kadar sağlıklı yaşayabilir.
Organ bağışı yapan 1. derece yakınlar organın kime verileceğine dair bir karar yetkisine sahip değildir hatta kime verileceğini de bilmezler. Bağışlanan organın kime verileceğini Sağlık Bakanlığına bağlı Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Merkezi puanlama sistemiyle adil bir şekilde belirler.
Kadavradan alınan organ nakillerinde de yapılan ameliyat tamamen teknik bir ameliyattır. Sadece ince bir ameliyat izi görülür. Bedenin tamamen parçalanması asla söz konusu değildir.
Bebeğe nakledilecek bir organın yine bebekten alınması gibi bir kural yoktur. Uygun boyutta bir organ olması durumunda bir yetişkinin organı bebeğe nakledilebilir. Örneğin; anneler çocukları için verici olabilir.