Türkiye’de, Sağlık Bakanlığı’nın son verilerine göre şu anda kayıtlı olan 2 bin 200 kişi karaciğer nakli olmayı bekliyor. Ancak bu sayının 8-10 bin kişi olduğu tahmin ediliyor. Son 13-14 yıla bakıldığında ise ülkemizde organ nakli konusunda önemli gelişmeler yaşanıyor. Yılda toplam 4 bin 500 civarında gerçekleştirilen nakillerin 1.200’ünü karaciğer nakilleri oluşturuyor. Ancak organ bağışının yeterli düzeyde olmaması nedeniyle bu nakillerin %80’i canlı vericiden yapılıyor.

Karaciğer nakilleri ve hastayı nakle götüren nedenlere dikkat çekmek amacıyla Türkiye’nin önde gelen cerrah, hepatolog ve gastroenterologları, 12 Aralık 2015 Cumartesi The Ritz Carlton Hotel’de Karaciğer Nakli Mezuniyet Sonrası Eğitim Kursu ile bir araya geldi. Organ Nakilleri Bilinçlendirme ve Geliştirme Derneği tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen eğitim kursunda; Türkiye’de organ bağışı ve sonuçları, karaciğer yetmezliğinin nedenleri, canlıdan ve kadavradan karaciğer nakilleri hakkında bilgiler sunuldu.

Amaç toplumu ve doktorları bilgilendirmek…

Organ Nakilleri Bilinçlendirme ve Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Yalçın Polat, organ bağışı konusunda kamuoyunu bilinçlendirmek ve toplumsal duyarlılık oluşturarak, nakil bekleyen hastaların sağlığına kavuşmasına katkı sağlamak için hem toplumu hem de sürecin en önemli parçası olan doktorları bilgilendirmeye yönelik çalışmalar yaptıklarını söyledi. 2015’te ikincisini düzenledikleri “Karaciğer Nakli Mezuniyet Sonrası Eğitim Kursu” nun bu amaçla düzenlenen organizasyonlardan biri olduğunu dile getiren Prof. Dr. Polat, “2014’te yapılan eğitim kursu, doktorlar tarafından oldukça beğenilmiş ve bu alanda bilimsel olarak eksikliklerin giderildiği konusunda ortak bir fikir oluşturmuştur. Bu eğitimlerin, ülkemizde giderek artan karaciğer nakilleri konusunda sahadaki doktorların eğitilmesi açısından önemli bir boşluğu dolduracağı inancındayız” açıklaması yaptı.

10 bin kişi nakil bekliyor

Sağlık Bakanlığı son verilerine göre şu anda 2 bin 200 kişinin karaciğer nakli olmayı beklediğine vurgu yapan Prof. Dr. Polat, “Bu rakamlar resmi ve kayıtlı olanlar. Bir de çok yüksek bir oranda kayıt dışı rakamların olduğunu biliyoruz. Bunlarla birlikte tahmini olarak 8 bin ila 10 bin kişinin karaciğer nakline ihtiyaç duyduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı. Nakil kadar nakilden sonraki hasta bakım ve takiplerinin de önemli olduğuna değinen Prof. Dr. Polat, “Organ nakli olan özellikle karaciğer nakli olmuş kişiler, özellikli hastalardır. Nakil ameliyatları kadar, nakle gelinen süreç, nakil sonrası yaşam ve takip de önemli. Hastalara doğru bilgiler ve uygun tedaviler verilmelidir. Hem toplumun hem de doktorları bu konu da bilgilendirmek oldukça önemli” şeklinde konuştu.

Organ naklinde dünya standartlarındayız

Kişiyi karaciğer nakline götüren nedenler konusunda da toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğine de vurgu yapan Prof. Dr. Polat, Türkiye’de organ bağışı ve organ nakilleri hakkında şu bilgileri verdi: “2000’li yıllar, organ nakli için en önemli gelişmelerin yaşandığı ve başarı grafiğinin giderek arttığı bir dönemdir. Türkiye’de 2002’den itibaren 35 bin 400 organ nakli gerçekleştirilmiş, bunun 8 bin 600’ünü karaciğer nakilleri oluşturmuştur. Bu başarılı nakillerle de görülmektedir ki, Türkiye’de kamu ve özel hastanelerde organ nakline yönelik alt yapılar iyileştirilmiş ve doktorlar da oldukça deneyim kazanmıştır.” diye belirtti.

Kadavradan nakil yapabilmek için çalışıyoruz

Türkiye’de organ bağışının yetersizliğine bağlı olarak nakillerin yüksek oranda canlı vericiden yapıldığını ve canlıdan karaciğer nakli yapan dünya ülkeleri arasında Türkiye’nin ilk sırada yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Polat, “Ülkemizin canlıdan nakillerdeki başarısı artık dünyada biliniyor. Doktorlarımızın bu konudaki deneyimleri çok fazla ve alt yapımız da çok iyi. Canlıdan nakli öğrenmek için dünyanın her ülkesinden cerrah Türkiye’ye geliyor ve merkezimizde de gerekli eğitimleri alıyor. Ancak organ bağışı ülkemizde hala çok yetersiz durumda ve hastalar canlı vericiden nakille yaşama dönebiliyor. Dernek olarak toplumda organ bağışı bilinci oluşturmak ve öncelikle kadavradan organ nakli yapabilmek için çalışıyoruz. Düzenlediğimiz eğitim kurslarımızda da bağışın önemini vuruluyoruz. Önümüzdeki dönemlerde bu eğitim kursunu uluslararası platforma taşıyarak daha geniş kitlelere ulaşmayı ve özellikle ABD’deki bazı üniversitelerle ortak bilimsel projeler yürüterek yurt dışındaki meslektaşlarımızla bilgi paylaşımında bulunmak istiyoruz. Bu yılki kurs programımızda geçen yıldan farklı olarak çocuk yaş grubu karaciğer nakillerini de gündeme getireceğiz. Türkiye’de şu an 167 çocuk karaciğer nakli bekliyor. Tabi bu sayı sadece kayıtlı olanlar. Bu rakamın 500’ün üzerinde olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Fotoğraf Galerisi

 
ORGAN NAKLİ HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

  • Organ nakli sadece canlı vericiden diğer bir canlıya yapılır
  • Bitkisel hayata girmiş bir kişinin organları alınabilir
  • Karaciğer naklinde canlı verici olamaz; çünkü tümü alınır
  • Kan grubu uyumsuz ise organ nakli gerçekleşemez
  • Organ nakli ameliyatları ağır ve kalıcı izler bırakır
  • Böbreğimin tekini verirsem ben yarım insan olurum
  • Sadece 1. derece akrabalar organ bağışı yapabilir
  • Organ naklini her hastane ve her cerrah yapabilir
  • Yaşlıyım benim organlarım işe yaramaz
  • Kronik böbrek yetmezliği olan her hastaya böbrek nakli olur
  • Organ bağışını yapan aile organın kime verileceğine karar verir
  • Kadavradan alınan organ nakli ameliyatında kadavra parçalanır
  • Aynı yaş grupları arasında organ nakli gerçekleşebilir
Organ nakli, canlıdan canlıya ve kadavradan canlıya yapılan bir operasyondur. Kalp nakli dışında önemli bir kısmı canlıdan canlıya yapılmaktadır. Karaciğer ve böbrek nakilleri kadavradan alınarak hastaya nakledilerek gerçekleştirilebilmektedir.
Bitkisel hayata girmiş bir kişiden organ alınamaz. Bitkisel hayat ile beyin ölümü arasındaki farkı ayırmak gerekir. Kişinin kadavra sayılabilmesi için beyin fonksiyonlarının tamamen kaybolması gerekir. Kısacası beyin ölümü gerçekleşmiş olmalıdır. Bitkisel hayatta ise beynin bazı fonksiyonları devam ettiğinden yaşıyor sayılır ve organları alınamaz.
Karaciğer naklinde vericinin tüm karaciğeri alınmaz. Uygun görülen parça alınarak nakil gerçekleştirilir. Donör olan kişilerde karaciğer, 6 ya da 8 hafta gibi bir süre içerisinde eski boyutuna ulaşmaktadır. Aynı şekilde nakledilen karaciğer de 2 hafta gibi süre içerisinde kendisini büyüterek eski boyutuna ulaşmaktadır.
Kan grubu uyumsuz olanlarda da nakil yapılabilir. Alıcının özellikle böbrek nakli açısından diyalize giremeyecek duruma gelmiş olması, Acil Fon’dan uygun kan gruplu organ bulunamadığı durumlarda kan grubu uyumsuz nakiller yapılabilmektedir.
Organ nakli ameliyatları önemli ve ince ameliyatlardır; ancak gelişen modern cerrahi teknoloji ve teknikleri ile tamamen güvenli ve kanamasız gerçekleşebilmektedir. Örneğin Laporoskopik donör ameliyatları (kapalı ameliyatlar) ile insanlar 1 hafta ya da 10 gün sonra normal hayatlarına devam eder; günlük yaşamları açısından bedensel bir engelleri asla olmaz.
Böbrek ve diğer nakillerde canlı verici olanlar çok detaylı araştırmalara tabi tutulur. Donör olan kişinin tüm hayati fonksiyonlarının sağlam olması gerekir. Kişiye ek bir risk getirmeyeceğine emin olduktan sonra nakil yapılır. Organ nakli yapılmadan önce her 2 böbreğin de sağlıklı olduğunun ve geriye kalan tek böbreğin canlı vericiye yeteceğinin tespiti ile nakil gerçekleştirilir. Bu durumda canlı verici tek böbrekle hayatının sonuna kadar sağlıklı yaşayabilir.
Sağlık Bakanlığının yönetmeliği gereğince 4. dereceye kadar akrabalar arası nakiller olabilir. Bölgesel Etik Kurullarından alınan onay ile akraba dışı organ nakli de söz konusu olabilmektedir. Organ nakilleri açısından çapraz nakil olarak adlandırılan donör değişimleri de yine yasal çerçeve içerisinde gerçekleşebilmektedir.
Organ naklini her hastane ve her cerrah yapamaz. Teknik ve teknolojik alt yapı gerekliliğinin sağlanması, organ nakli merkezinin sorumlusu olacak kişinin o konuda yeterli olması gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Bilim Kurulları hastane, merkez sorumlusu ve ekibini bu çerçevede denetimden geçirir ve onay alındıktan sonra nakiller yapılmaya başlanmaktadır.
Yaşa bağlı olarak organın sağlam olup olmadığı belirlenemez. Beyin ölümü olan kişinin organ fonksiyonları değerlendirilir daha sonra risk faktörlerine bağlı olarak organlar kullanılabilir.
Böbrek ve diğer nakillerde canlı verici olanlar çok detaylı araştırmalara tabi tutulur. Donör olan kişinin tüm hayati fonksiyonlarının sağlam olması gerekir. Kişiye ek bir risk getirmeyeceğine emin olduktan sonra nakil yapılır. Organ nakli yapılmadan önce her 2 böbreğin de sağlıklı olduğunun ve geriye kalan tek böbreğin canlı vericiye yeteceğinin tespiti ile nakil gerçekleştirilir. Bu durumda canlı verici tek böbrekle hayatının sonuna kadar sağlıklı yaşayabilir.
Organ bağışı yapan 1. derece yakınlar organın kime verileceğine dair bir karar yetkisine sahip değildir hatta kime verileceğini de bilmezler. Bağışlanan organın kime verileceğini Sağlık Bakanlığına bağlı Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Merkezi puanlama sistemiyle adil bir şekilde belirler.
Kadavradan alınan organ nakillerinde de yapılan ameliyat tamamen teknik bir ameliyattır. Sadece ince bir ameliyat izi görülür. Bedenin tamamen parçalanması asla söz konusu değildir.
Bebeğe nakledilecek bir organın yine bebekten alınması gibi bir kural yoktur. Uygun boyutta bir organ olması durumunda bir yetişkinin organı bebeğe nakledilebilir. Örneğin; anneler çocukları için verici olabilir.