Memleketine Tatil için Geldi, Damadından Karaciğer Nakli Oldu

61 yaşındaki Osman Gürbüz, 1972 yılından itibaren ülkesinden ayrılarak Fransa’da işçi olarak çalışıyordu. 40 senedir ülkesinden ayrı yaşayan Gürbüz, yaklaşık olarak 6 yıldır şeker hastası ve Fransa’da siroz hastalığı tanısı ile tedavi görüyordu. Bu 6 yıl içerisinde, yemek borusunda oluşan varisler sebebiyle üç kez tedavi gören Gürbüz, son rahatsızlığını tatil için geldiği Türkiye’de yaşadı. Hastaneye kaldırılan ve karaciğer yetmezliği tanısı konulan Gürbüz’ün tedavisi için karaciğer nakli olması gerekiyordu; ancak Gürbüz’ün 5 çocuğundan hiçbirinin karaciğer nakli için uyumu olmadı. Kendisine tekrar sağlığına kavuşmasını sağlayacak olan vericisi ise; yıllardır kan grubunu yanlış bilen damadı İsmail Gürbüz oldu. Memorial Ataşehir Hastanesi Organ Nakli Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yalçın Polat tarafından gerçekleştirilen muayene ve tetkikler sonucu karaciğer yetmezliği tanısı konulan Osman Gürbüz nakil sonrası duygularını şu sözlerle ifade etti:

“Fransa’da doktorlar çalışamaz raporu verdi”

1972 yılında Fransa’ya inşaat işçisi olarak gittim. Ailemle birlikte 40 yıldır Fransa’da yaşıyoruz. 2 kız, 3 erkek çocuk babasıyım ve 10 torunum var. 6 yıl önce şeker hastalığım ortaya çıktı. Fransa’da yaşadığım süreç içerisinde 3 kez yemek borularımdaki varisler sebebiyle kanama geçirdim. Sadece siroz tanısı konulmuştu ve bununla ilgili tedavi gördüm; fakat nakil ile ilgili bir bilgi verilmemişti. Sürekli halsizlik ve yorgunluklar yaşıyordum. Zaten doktorlar da çalışamaz raporu vermişti. 2011 yılında tatil için geldiğim memleketimde ise tekrar bir kanama geçirdim ve hastaneye kaldırıldım. Ve öğrendim ki bu hastalıktan kurtulmak için tek yol karaciğer nakliydi.

“Tek uyum damadım ile oldu”

Tedavimin nakil ile olacağını öğrendiğimde hemen kadavraya yazılmak istedim. Ailemden kimsenin verici olmasını istemedim; ancak çocuklarım kadavradan gerçekleşecek olan nakiller için çok beklenebileceğini biliyordu. Bunun için beklemek istemediler ve hepsi verici olmak için gereken testleri yaptırdı; fakat kimse ile uyum sağlanamadı. Uyum sağlayan tek kişi ise damadım İsmail oldu.

Hastanede yapılan tetkikler sırasında kan grubunun 0 Rh pozitif olduğunu öğrenen ve kayınpederine verici olan İsmail Başar nakil sonrası şunları söyledi:

27 yaşındayım ve 6 yıllık evliyiz. 3 yaşında da bir kızımız var. Fransa ‘da tekstil işi yapıyorum. Askerlikte kan grubumuz belirlenirken bana A Rh pozitif olduğuna dair bilgi verdiler. Ben de bugüne kadar öyle zannediyordum. Babama verici olmak isteyen eşimin ağabeyine gerekli tetkikler yapılırken onunda kan grubunu yanlış bildiğini görünce ben de tekrar bakılmasını rica ettim ve tahminim doğru çıktı. A Rh pozitif olarak bildiğim kan grubum aslında 0 Rh pozitifti. Babamız için de uygun olan kan grubu buydu ve o an verici olmak için hiç düşünmedim. Çocukları olarak her zaman babamızın yanındayız. Kayınpederim; yani babam ile artık biyolojik olarak da bir parçamız var.

 
ORGAN NAKLİ HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

  • Organ nakli sadece canlı vericiden diğer bir canlıya yapılır
  • Bitkisel hayata girmiş bir kişinin organları alınabilir
  • Karaciğer naklinde canlı verici olamaz; çünkü tümü alınır
  • Kan grubu uyumsuz ise organ nakli gerçekleşemez
  • Organ nakli ameliyatları ağır ve kalıcı izler bırakır
  • Böbreğimin tekini verirsem ben yarım insan olurum
  • Sadece 1. derece akrabalar organ bağışı yapabilir
  • Organ naklini her hastane ve her cerrah yapabilir
  • Yaşlıyım benim organlarım işe yaramaz
  • Kronik böbrek yetmezliği olan her hastaya böbrek nakli olur
  • Organ bağışını yapan aile organın kime verileceğine karar verir
  • Kadavradan alınan organ nakli ameliyatında kadavra parçalanır
  • Aynı yaş grupları arasında organ nakli gerçekleşebilir
Organ nakli, canlıdan canlıya ve kadavradan canlıya yapılan bir operasyondur. Kalp nakli dışında önemli bir kısmı canlıdan canlıya yapılmaktadır. Karaciğer ve böbrek nakilleri kadavradan alınarak hastaya nakledilerek gerçekleştirilebilmektedir.
Bitkisel hayata girmiş bir kişiden organ alınamaz. Bitkisel hayat ile beyin ölümü arasındaki farkı ayırmak gerekir. Kişinin kadavra sayılabilmesi için beyin fonksiyonlarının tamamen kaybolması gerekir. Kısacası beyin ölümü gerçekleşmiş olmalıdır. Bitkisel hayatta ise beynin bazı fonksiyonları devam ettiğinden yaşıyor sayılır ve organları alınamaz.
Karaciğer naklinde vericinin tüm karaciğeri alınmaz. Uygun görülen parça alınarak nakil gerçekleştirilir. Donör olan kişilerde karaciğer, 6 ya da 8 hafta gibi bir süre içerisinde eski boyutuna ulaşmaktadır. Aynı şekilde nakledilen karaciğer de 2 hafta gibi süre içerisinde kendisini büyüterek eski boyutuna ulaşmaktadır.
Kan grubu uyumsuz olanlarda da nakil yapılabilir. Alıcının özellikle böbrek nakli açısından diyalize giremeyecek duruma gelmiş olması, Acil Fon’dan uygun kan gruplu organ bulunamadığı durumlarda kan grubu uyumsuz nakiller yapılabilmektedir.
Organ nakli ameliyatları önemli ve ince ameliyatlardır; ancak gelişen modern cerrahi teknoloji ve teknikleri ile tamamen güvenli ve kanamasız gerçekleşebilmektedir. Örneğin Laporoskopik donör ameliyatları (kapalı ameliyatlar) ile insanlar 1 hafta ya da 10 gün sonra normal hayatlarına devam eder; günlük yaşamları açısından bedensel bir engelleri asla olmaz.
Böbrek ve diğer nakillerde canlı verici olanlar çok detaylı araştırmalara tabi tutulur. Donör olan kişinin tüm hayati fonksiyonlarının sağlam olması gerekir. Kişiye ek bir risk getirmeyeceğine emin olduktan sonra nakil yapılır. Organ nakli yapılmadan önce her 2 böbreğin de sağlıklı olduğunun ve geriye kalan tek böbreğin canlı vericiye yeteceğinin tespiti ile nakil gerçekleştirilir. Bu durumda canlı verici tek böbrekle hayatının sonuna kadar sağlıklı yaşayabilir.
Sağlık Bakanlığının yönetmeliği gereğince 4. dereceye kadar akrabalar arası nakiller olabilir. Bölgesel Etik Kurullarından alınan onay ile akraba dışı organ nakli de söz konusu olabilmektedir. Organ nakilleri açısından çapraz nakil olarak adlandırılan donör değişimleri de yine yasal çerçeve içerisinde gerçekleşebilmektedir.
Organ naklini her hastane ve her cerrah yapamaz. Teknik ve teknolojik alt yapı gerekliliğinin sağlanması, organ nakli merkezinin sorumlusu olacak kişinin o konuda yeterli olması gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Bilim Kurulları hastane, merkez sorumlusu ve ekibini bu çerçevede denetimden geçirir ve onay alındıktan sonra nakiller yapılmaya başlanmaktadır.
Yaşa bağlı olarak organın sağlam olup olmadığı belirlenemez. Beyin ölümü olan kişinin organ fonksiyonları değerlendirilir daha sonra risk faktörlerine bağlı olarak organlar kullanılabilir.
Böbrek ve diğer nakillerde canlı verici olanlar çok detaylı araştırmalara tabi tutulur. Donör olan kişinin tüm hayati fonksiyonlarının sağlam olması gerekir. Kişiye ek bir risk getirmeyeceğine emin olduktan sonra nakil yapılır. Organ nakli yapılmadan önce her 2 böbreğin de sağlıklı olduğunun ve geriye kalan tek böbreğin canlı vericiye yeteceğinin tespiti ile nakil gerçekleştirilir. Bu durumda canlı verici tek böbrekle hayatının sonuna kadar sağlıklı yaşayabilir.
Organ bağışı yapan 1. derece yakınlar organın kime verileceğine dair bir karar yetkisine sahip değildir hatta kime verileceğini de bilmezler. Bağışlanan organın kime verileceğini Sağlık Bakanlığına bağlı Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Merkezi puanlama sistemiyle adil bir şekilde belirler.
Kadavradan alınan organ nakillerinde de yapılan ameliyat tamamen teknik bir ameliyattır. Sadece ince bir ameliyat izi görülür. Bedenin tamamen parçalanması asla söz konusu değildir.
Bebeğe nakledilecek bir organın yine bebekten alınması gibi bir kural yoktur. Uygun boyutta bir organ olması durumunda bir yetişkinin organı bebeğe nakledilebilir. Örneğin; anneler çocukları için verici olabilir.